Mutsuzluk Gülümseyerek - Cemal Süreyya


Mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir;
Banliyo treninde rastladığımız
Sınav saatini kaçırmış liseli kız,
Hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

Ey otobüssever ey Troya yolcusu!
Anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk
O İB(ipekböceği) sesli kadını;
Birinin Grönland'ı olmaya hazırlanıyordu.

İki çay söylemiştik orda, biri açık,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Özgürlüğün Sonu - Yeraltından Şiirler

yüzünü gölgelemiş bir akşam
hüznünü avuçlarayarak ilişiyor yanağıma

yırtılıp gelen karanlığın tahammülsüz akşamı
kadınım(!) sus ve yalın bir şekilde iliş yanıma

yağmur yağar, düşler ilişir toprağa
ve döndüm sevda derken ellerine

biliyorum özgürlüğün sonu yok
daha da çok götürüyor kendinden
her kaybolunmuşluğun misyonu

ve peşine düşmeyeceğim dediğim hayatın
en umulmaz yerine iliştirdirirken yazdıklarımı

sürahiden içer gibi edip suyu
yavaş – yavaş yaklaşıyorum hüzünlü özgürlüklere

ne yalan şey şu aşk şarkıları
çakılırken ana fikri
özgürlüğüme

her akşam kendimden kaçtığımda
sadece sana sığınıyor düşlerim

Ben - Rtncvs

Sıradan fırtınaların kopardığı en ince dal
Yırtık gömleğin di'li geçmiş zamandan kopardığı son düğme
Umursamaz ve bir o kadar da sakin
Yıllandın ruhumda, tadı damağıma denk lezzetler misali
Gözyaşı hangi mendile yakışırdı unuttum
Sıradanlıktan uzak geldiği gibi yaşanan lüzumsuz günler
Gerekliliğin tanımına en uygun kelime nefes
Saklambaç oynarken düşürmüştüm ben misketlerimi
Çektiğim her kısa çöpte ebelenmekten uzaktı hayallerim
Aldığım, verdiğim, hesabını bilmediğim benliğim
Sınırsız heves ve hayal yığınıyla artık bir cesetten farksız.
Durduğum yerde olduğum gibiyim
Bugün yağmurun damlasının en son düştüğü yerde
Yarın ise yağmura seslenen nefeste usul usul teninde,gözlerindeyim.


Rtncvs

Ne Güzel Şey Hatırlamak Seni Nâzım Hikmet

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının...
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti...
Parmakların ucunda kalan kokusu sarduya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak koyu bir karanlık...

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazamak sana dair,
hapiste sırt üstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya...

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım...

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinde,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken...

Şaşırdım Kaldım İşte - Yavuz Bülent Bakiler

şaşırdım kaldım işte! .....
sözde senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla
bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla
ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarlarla
karşıma çıkıyorsun en soğuk mimiklerle
adını yazıyorum bulduğum fırsatlarda
yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
başbaşa kalıyorum sonunda hayallerle
sözde sana koşuyorum dolu dizgin atlarla
ne olur bir gün beni kapında olsun dinle
öldür bendeki beni sonra dirilt kendinle
çarpsan kara sevdayı en azından yüzbinle
nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle
kaç defa çıkıp geldim buralara inatla
ama her dafasında dönemedim seninle
hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle
ne olur bir gün beni kapında olsun dinle
şaşırdım kaldım işte bilmemki nemsin
bazan kızkardeşimsin bazan öpöz annemsin
sultanımsın susunca; eksilmeyen çilemsin
orada ufuk çizgim, burada yanım yöremsin
beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin
çaresizim çaremsin,
şaşırdım kaldım işte bilmemki nemsim

Cenabet Cellat - Salome

Kalk,
bi tanrı öldürelim kaçarken yakalayıp.

Yüzüme işeyen güneşte parlamıyor krizlerim!
Hem, bi dakika...
Bu beyaz cinnetler sahte!
Hakkımdır delilik.
Köpükleri taşmalı ağzımdan,fersah fersah..
Tastamam,
sinsi gölgesine konuşlanıp putların..,
O bize şamarı patlatmadan,
Kalk.
Kalk bi tanrı öldürelim yakalayıp saçlarından!
Salome

Ben - Bir yerlerden

gecenin yarısı
güzel şarkılar
kan kırmızısı bir şarap
ve ben...
yalnız ben...

bendim o...
bütün o telaşe, koşturmaca, hepsi bendim
sevdiğim sokaklar, sevdiğim adamlar, sevdiğim sayfalar
kokularım, boncuklarım, sorunlarım

hepsi bendim

şimdi yine bir tek benim...
Bir Yerlerden

Konçerto - Uzağa Giden Kadın

bilir misin ne zaman akşam olur sevgilim?


güneşin, gecenin koynunda
aşk mesaisine başladığı saatlerde
tüm renkler yeryüzü ile dalga geçer
renkaheng bir şölen başlar
ufka yazılır
veda konçertosu.

dünyayı
gözleriyle görenler için
işte o vakit
akşam olur.


şimdi sorarım sana
saati, yüreğiyle kuranlar için
sahiden
akşam olur mu sevdiceğim?

gözlerime vururken siyahın şavkı
aniden bastıran nisan yağmuru gibi
bildik bir duruma
hazırlıksız yakalanır yüreğim
o an
yüzümde beliren yalnızlığı
tebessümle dağıtırım
yollara

derken biter kovalamaca
yelkovan,
akrepin koynuna düşer
her yer karanlığa teslim olur

bir tek
yıldızlar başkaldırır
siyaha
hadi dercesine bana
bakmam ben ışığa
direnmem geceye


neden mi?

benim için
sen gidince akşam olur sevdiğim!

Özdemir Asaf - Lavinia

Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

Enis Batur - Ben/im

Benim geceyi söndüren
sonsuz parmaklı büyücü,
bulutların arasından şehre
güneşi dağıtan benim.
Sabahın mor kıvılcımı,
piyanodaki son at,
dalga ve dalgakıran benim.
Mektup benim, zarf ben,
benim yelkene dolan hava,
yelken, yelkende parçalanan
martı ve hallaç benim.
Benim bu ayna, bu sûret -
Bu yüz: Benim.

girizgah

Gönül ne gök ne elâ ne lâciverd arıyor
Ah bu gönül bu gönül kendine derd arıyor

Nef'i